kendi bıraktığım izlerde yürümeye
ne gücüm var ne de anlamı var bunun
varsın tersyüz olsun yüreğim
varsın peltekleşsin dilim
konuşmayı unutan
ya da yeni bir dile başlayan gibi
tüm bu yararsız anlamsız döküntüleri
kurumuş çalılar gibi ateşe vermek isterim
Josef Fodor
5 Temmuz 2010 Pazartesi
3 Temmuz 2010 Cumartesi
Bir kaç mezar taşı sadece
Gece 12 otobüsü kalktı İzmir'den ve ben uzun zamandır şehir dışına böyle zamansız gitmemiştim.Işıkların bittiği her kasaba çıkışında Isparta'da sadece bir kişi olduğunu düşünmek daha bir karartıyordu her yanımı.Anıların üstüne gidiyordum.Yine gülümsemek zorunda olduğumu fark ettim.Hayatım boyunca bunu yaptım.Belkide en iyi yaptığım şey buydu...Sabah serinliğini özlemişim oraların.Çocukluğumda bi ayrı kokardı o şehir.Eve girdim,dayımla selamlaşmalar,kahvaltı yaptık ve sonra uyuduk biraz.Uyandığımda bi an içerde bi kaç kişi olduğunu düşündüm,ama yoktu.Dayım,hadi giyin çıkalım dedi...Eskiden gül kokardı Isparta,ama şimdi mezarlara güller bıraktık.Azalmışlığın verdiği yaşama telaşı ve bi şeyler yapmalıyım bu hayatta ölmeden dedirten bir tablo vardı.Eski evin bahçesinde,küçük havuzdaki kayıkları ve meyveleri hatırlamalar ve sonra sevdiğimi düşünmeler...Sonra tekrar otobüs,terminale bırakılan selamlar,ne olduğu belirsiz kuvvetli bi özlem,düşünmek istemeden kaçmaya çalışmalar ve tekrar İzmir'e demir atıp rüya gibi anımsamalar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
